CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

1.jpg

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar kadınlar da erkeklerden daha çok etki gösterdiği genel olarak ifade edilse de bu tehlikeli  hastalık aslında hem erkek hem de kadın sağlığını tehdit etmektedir.

 

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların çoğunluğu tedavi edilebilir. Şayet tedavi edilmez ise kısırlıktan (infertilite) ölüme kadar uzanan olumsuz sonuçlara sebep olabilir, anne karnındaki veya yeni doğmuş bebekler için de tehlike arz etmektedir.

Bel Soğukluğu (Gonore)

2.jpg
  • Erkekler sıklıkla idrara çıkma, idrar yaparken yanma hissi duyar ve akıntı olur.

  • Kadınlarda da aynı şikayetler yaşanır ilaveten adet düzensizliğine de sebebiyet verir.

  • Tedavisi vardır ve sıklıkla karşılaşılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir.

  • Karın içi iltihaplarına, kısırlık (infertilite) ve üreme organlarında apselere sebebiyet verir.

  • Hamilelikte doğum kanalından bebeğe ulaşabilir. Yeni doğan bebeklerde görme yetisini kaybetme (körlük) akciğer enfeksiyonu gibi hastalıklara neden olabilir.

  • Hastalık bulaşmasının ardından 1-2 hafta sonra belirtiler ile karşılaşılabilir.

Klamidya

  • Kadınlarda köpüklü sarı akıntı görülür.

  • Erkeklerde ise idrar yaparken yanma hissi duyulur ve sarı akıntı ile kendini gösterir.

  • Karın içinde iltihaplanmalara sebebiyet verir ve kısırlığa, üreme organlarında apselere neden olur.

  • Hamilelerde yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma neden olabilir.

  • Bebek doğum kanalından mikrobu alabilir ve bundan kaynaklı akciğerlerde veya gözlerde iltihaplar oluşabilir.

Human Papilloma Virüsü (HPV)

125.jpg

Diğer Önemli Bilgiler

idrar yolu.jpg
Böbrek Taşı.jpg
123as.jpg
prostat dokusu.jpg
testis.jpg
123ed.jpg
mesane.jpg
12.jpg
ÜRETER_45678.jpg
Böbrek_kanseri.jpg
34.jpg
34.jpg

Human papilloma virüsü aslında 100’den fazla virüse verilen ortak isimdir. Bu virüsler, vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler. Ancak bunların bir kısmı cinsel yolla bulaşarak condyloma acuminata veya genital siğil denilen hastalığı oluşturur. Siğiller, bu enfeksiyonun görünebilir belirtileridir.

 

Ancak sadece yüzde 40 olguda ortaya çıkar. Kalan yüzde 60’lık bölümde ise virüsler, deri altında kalır ve herhangi bir belirti vermez. Subklinik adı verilen bu belirtisiz formun kanser oluşumu ile bir bağlantısı olduğu düşünülür.

Belirtileri Nelerdir ?

Hastalık çoğu zaman herhangi bir belirti vermez. Hastaların yaklaşık yüzde 40’unda siğil oluşur. Siğiller kadınlarda vajina, anüs ya da vulvada olabilir.

 

Aynı zamanda kasıklarda, bacaklarda, boyunda, ağızda veya vücudun herhangi bir yerinde de bulunabilirler.

Erkeklerde ise siğiller, genellikle penis veya torbalardadır. Siğiller büyüklü küçüklü, tek veya kümelenmiş bir şekilde bulunabilirler.

Bazen siğillerden oluşan bu küme, bir karnabahar görüntüsünde olabilir. Genellikle cilt renginde ve ağrısız olan bu siğiller, pembe veya gri renk alabilirler.

 

Çok seyrek olarak kaşıntı, ağrı ve kanama yapabilirler.

Hastaların yaklaşık yüzde 30’unda siğillere sebep olan human papilloma virüsü, cinsel ilişki sırasında bulaşır.

 

Vücudun herhangi bir yerinde küçüklü büyüklü veya kümeler halinde bulunabilen siğiller, daha çok estetik kaygılar nedeniyle tedavi edilir.

Nasıl Bulaşır?

Vajinal, anal veya oral seks esnasında cildin cilde teması sonucu bulaşır. Virüs cildin zayıfladığı bir noktadan vücuda girer ve derinin derinliklerine doğru ilerler.

 

Burada aylar hatta yıllar boyunca sessiz kalabilir. HPV tanısı konmuş bir kişide virüs, cinsel hayatın herhangi bir döneminde bulaşmış olabilir.

 

Virüs, HPV enfeksiyonu bulaşmış bir kişi ile ilişkiden 4-6 hafta sonra etkisini gösterir. Siğillerin oluşumu 9 ayı bulabilir.

 

HPV ile enfekte olmuş kadınlarda vulva ve serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) riski artar. Ancak sadece birkaç tipi (tip 16,18,31,33,35) kanser ile ilişkilidir.

 

Bu tipler genellikle sessiz (subklinik) seyreden hastalığa sebep olurlar.

Tanı Nasıl Konur ?

HPV için geliştirilmiş herhangi bir özel laboratuvar veya kan testi mevcut değildir ve kültürü yapılamamaktadır. Bu nedenle çoğu zaman gizli kalır.

 

Hastaların ancak yüzde 30’unda oluşan siğiller görülerek tanısı konabilir

 

Rutin olarak yapılan pap-smear testlerinde bulunan normal dışı bir bulgu da HPV için uyarıcı olabilir; ancak pap-smear HPV’ye özgü bir test değildir.

 

Kanser şüphesi olan olgularda biyopsi alınması gerekebilir.

 

HPV-DNA’nın moleküler biyoloji teknikleri ile belirlenmesine dayanan testler yapılabilir. Ama bunlar pahalı yöntemlerdir.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir ?

HPV’nin tedavisi daha çok estetiğe yöneliktir. Çünkü virüsü yok edebilecek bir tedavi yoktur. Lezyonların boyutu, şekilleri, sayısı gibi etkenlere bağlı olarak, çeşitli tedavi seçeneklerinden biri uygulanabilir. Tedavi yöntemine bağlı olmaksızın, dört hastadan birinde siğiller üç ay içerisinde yineleyebilmektedir. Bir kısım hastada ise kendiliğinden iyileşmektedir.

  • İzlem: Herhangi bir tedavi uygulamadan siğillerin kendiliğinden uzaklaşması beklenebilir. Nonservikal siğillerde hastaların yaklaşık yüzde 20-30’unda siğiller üç ay içinde kendiliğinden kaybolabilmektedir.

  • Krioterapi: Siğiller likit nitrojen ile dondurulur. Nispeten ucuz olduğu kadar, aynı zamanda küçük siğillerde oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Uygulamanın yapıldığı yerde ağrı duyulabilir.

  • Kimyasallar: Siğillerin uzaklaştırılması için birtakım kimyasal maddeler kullanılabilir (triklorasetik asit, podofilin, podofilotoksin). Ağrı, erezyon, ülserasyon olabilir; günlerce tekrar tekrar uygulama gerektirebilir.

  • Elektrokoterizasyon: Siğiller elektrik akımı ile imha edilir. Ağrının azaltılması için lokal anestezi uygulaması gerekebilir.

  • Lazer tedavisi: Siğiller lazer ışını ile yok edilir. Genital bölge ve ses tellerindeki büyük siğillerde iyi sonuç verir. Diğer tedavi yöntemleri denendikten sonra, son seçenek olarak başvurulur. Lokal anestezi ile yapılır. İz bırakması veya enfekte olması mümkündür. İşlemden sonra yaklaşık 3 hafta boyunca ağrı kesici kullanmak gerekebilir. Pahalı bir tedavi yöntemidir.

  • İlaç tedavileri: Siğilin içine bu antiviral ilaç enjekte edilir. Pahalı bir tedavi yöntemidir ve yan etkileri fazladır. Diğer tedavilere oranla çok fazla üstünlüğü yoktur. Bu sebeple fazla tercih edilmez. Günümüzde kullanılmamaktadır. Yüzde 5’lik imikimod, hücresel bağışıklığı artırarak etki gösterir. Uygulama 3-6 ay sürer. Gebelikte de kullanılabilir.

 

Eşlerden herhangi birisi HPV tedavisi görüyorsa, bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınmak uygun olacaktır. İlişki esnasındaki sürtünme iyileşmeyi engelleyebilir. Eşlerden biri tedavi görüyorsa ve diğer eşte siğil yok ise, siğil taşımayan eş için tedaviye gerek yoktur.

Nasıl Korunulur ?

Kondom kullanılması kısmen koruyucu olabilir. Çok eşlilikten kaçınılmalıdır.

 

Spermisitlerin etkili olduğu kanıtlanmamıştır. Virüsün girişini engellemek için ciltte oluşabilecek küçük aşınmalardan kaçınmak gereklidir.

 

Özellikle cinsel ilişki esnasında vajen kuru ise zedelenmelere yol açabileceğinden, yeterli ıslaklığı sağlayacak bir nemlendirme maddesi kullanılması önerilir.

 

Kadınlar, periyodik olarak pap-smear yaptırılmalı ve şüpheli durumlarda HPV tanısı için gereken tetkiklere başvurulmalıdır.

 

Bazı çalışmalar, yeşil lifli sebzelerle alınan yeterli folik asitin (400mg) HPV’den korunma konusunda faydalı olabileceğini göstermiştir.

Paraziter Hastalıklar

paraziter.jpg
  • Cinsel yolla bulaşan ve en sık görülen parazit hastalığı Trichomonas vaginalistir.

  • Hem kadın hemde erkeklerin idrar ve üreme organlarında yaşayan bir parazittir.

  • Nadiren kadınlarda belirtisiz seyretsede genellikle cinsel organlarda yaygın kaşıntı,yanma,sarı veya yeşil renkli,pis kokulu ve bol köpüklü bir akıntı yaratır.

  • Erkeklerde genelde belirti vermez.

  • Tedavisi kolaydır.Eşler beraber tedavi olmalıdır.

  • Şikayetlerin olduğu dönemde ve tedavi süresince korunmasız ilişkiden kaçınılmalıdır.

Mantar Enfeksiyonları

mantar.jpg
  • Mantar enfeksiyonları sıklıkla Candida enfeksiyonu olmak üzere özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve gebelerde yada doğum kontrol hapı kullananlarda ortaya çıkabilmektedir.

  • Şeker hastalarında da cinsel yollarda enfeksiyon etkeni olarak sık görülmektedir.

  • Kadınlarda cinsel organlarda ve vajende,erkeklerde ise çok nadir peniste enfeksiyon yaratabilmektedir.

  • Kaşıntı,yanma hissi,idrarda zorlanma,cinsel ilişkide ağrı,beyaz renkli ve peynirimsi kıvamda kötü kokulu akıntı yapmaktadır.

Şankroid (Yumuşak Çıban)

yumuşak.jpg
  • Üreme organlarında ağrılı yaralar ile kendini gösterir.

  • Genel olarak kasıkta meydana gelen şişikler zamanla büyür ve içindeki iltihap akar.

Hepatit-B Virüsü (B Tipi Sarılık)

  • Cinsel temasla geçen sarılık türü Hepatit B’dir.

  • Karaciğerde büyüme ve hassaslık,

  • İdrar renginde koyulaşma ve sarılık

  • Ateş ve kusma

  • Karaciğer iltihabı, siroz ve karaciğer kanserine ve hatta hastanın ölümüne neden olabilir.

  • Karşılaşmayan herkes aşı olmalıdır.

Hepatit C Virüsü (C Tipi Sarılık):

  • Cinsel temasla geçen bir başka sarılık türüde Hepatit C’dir.

  • Aşısı yoktur korunma önemlidir

  • Kronikleşme riski yüksektir. (%80)

Genital Uçuk (Herpes)

uçuk.jpg
  • Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı uçuk şeklinde sivilcelerle kendini gösterir.

  • Bu sivilceler zamanla çok ağrılı yaralara dönüşür.

  • Kendiliğinden iyileşebilir fakat tekrar nüksedebilen bir hastalıktır.

  • İdrar yollarında rahatsızlıklara, menenjite hatta kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere sebep olabilir.

  • Bebek doğum esnasında doğum kanalından hastalığı alabilir.

  • Bu durum bebeğin gözlerine, derisine, sinir sistemini etki eder ve hatta bebeğin ölümüne yol açabilir.

HIV/AIDS

  • Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak tüm vücudu etkiler. Bundan kaynaklı olarak başka hastalıkların da meydana gelmesine sebebiyet verir.

  • Halsizlik, uzun süreli ateş, kilo kayıpları, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi uygulanmasına karşın iyileşmeyen mantarlar, akciğer enfeksiyonları HIV hastalık belirtileri arasında yer almaktadır.