BÖBREK KİSTLERİ

böbrek_kisti_1.jpg

Böbrek kistlerinin çoğu küçük, iyi huylu ve önemsizdir. 5 cm.’den küçük kistlerin tedavisi gerekmez. Yılda bir kez ultrasonla takip edilmeleri yeterlidir.

 

Böbrekler kanalcıklardan oluşmuş organlar olduğu için kistler yaygın olarak görülür. 50 yaşın üzerindeki insanların yarısından fazlasında böbrek kisti bulunmaktadır.

Kanserle Karıştırılmamalı !!!

 Böbrek kistleri genellikle iyi huylu oluşumlardır ve kötü huylu hastalıklara dönüşmeleri nadirdir. Ancak aslında kanser olarak ortaya çıkan ve ilk görüntüsü itibarıyla kiste benzeyen oluşumları, karıştırmamak gerekir.

 

Kistin kötü huylu olmasına işaret eden bazı özellikler varsa, mutlaka tedavi edilmeli ve parça ameliyatla çıkarılmalıdır.

Böbrekteki Kistik Lezyon

Tomografi ile değerlendirildiğinde kistin içindeki sıvı şeffaflığını yitirmişse ve kanama gibi bir durum söz konusu ise, normalde ince ve düzgün olan kist duvarı kalınlaşmış ise ve buna benzer ciddi belirtiler söz konusuysa kist tedavisi değil de tümör için düşünülen tedavi seçeneklerinin uygulanması daha doğrudur.

böbrek_kisti_2.jpg

Sonradan oluşan böbrek kistlerini filmlerde (ultrason, tomografi gibi) görünen şekillerine göre 4’e ayırırız. En basit ve zararsız olanı 1, kanser riski olanı 4 olacak şekilde sıralanır.

 

1. tip kistler, basit kist olarak adlandırılmaktadır. Basit kistlerin kansere dönüşme ihtimali yoktur.

 

Genellikle bir şikayete yol açmasalar da bazı durumlarda böbrek veya böbrek kanalına baskı yaparak idrar akımına engel olabilir, çevre organlara baskı yaparak ağrıya yol açabilirler.

 

2. tip ilkine göre biraz daha farklıdır, dış zarı daha kalın olabilir, içerisinde perde şeklinde ayrı bölmeler olabilir. Bu tipteki kistlerin kanser oluşturma ihtimali çok az olsa da var olduğundan takibi gerekir.

 

3. tip kistlerde kanser riski olacağından bunlar kötü huylu gibi düşünülerek tedavi edilir.

 

4. tip kistler ise filmlerde kanser görüntüsü veren kistlerdir.


Kistleri olan hastalar senede en az bir kez ultrason veya tomografi ile kontrollerini yaptırmalıdır. Erken teşhis her zaman önemlidir ve tedavi şansı her zaman vardır.

Diğer Önemli Bilgiler

prostat dokusu.jpg
idrar yolu.jpg
123as.jpg
hematüri.jpg
Böbrek Taşı.jpg
12.jpg
testis.jpg
123ed.jpg
ÜRETER_45678.jpg
mesane.jpg
Böbrek_kanseri.jpg
34.jpg
böbrek_kisti_3.jpg

Polikistik Böbrek Hastalığına Dikkat !!!

Kistlerle seyreden bir başka hastalıksa polikistik böbrek hastalığıdır. Bu hastalık genetik geçişli olup, her iki böbrekte çok sayıda kistle seyreder.

 

Kistlerin sayısı o kadar fazladır ki; zaman içerisinde çevrelerindeki dokuya baskı yapıp hasar oluşturarak hastada böbrek yetmezliği gelişmesine sebep olurlar.

Laparoskopik Cerrahi Yöntemi

laparoskopik.jpg
laparaskoik 1.jpg

Böbrek kisti ameliyatları günümüzde hemen hemen bütün böbrek ameliyatları gibi sıklıkla laparoskopik olarak yapılmaktadır. Böbrek kistini iğneyle boşaltma ve içine sklerozan madde enjekte etme  şeklindeki girişimlerde vardır.

 Laparoskopik kist ameliyatında anestezi altında ve ameliyathane şartlarında hastanın cildine üç adet 0.5 cm.’lik kesi yapılarak ince aletlerle içeri girilir ve kistin içeriği boşaltılarak kist duvarı çıkarılır. Duvar tamamen çıkarıldığı için aynı kistin tekrar etme olasılığı bulunmaz. Ancak hastanın bünyesinde kist oluşmasına meyil olduğu durumlarda yeni kistler oluşabilir ve gerekirse aynı şekilde tedavi edilebilirler.

Ameliyat Sonrası Dönem Nasıl İlerler ?

Ameliyat sonrası hasta bir günde taburcu edilebiliyor  Laparoskopik ameliyatlarda nekahat dönemi hasta için genellikle çok rahattır. Vücutta büyük bir cilt ve daha da önemlisi kas kesisi olmadığı için hasta ameliyattan bir veya iki gün sonra taburcu olabilir.

 

Laparoskopik böbrek ameliyatları karından yapılabildiği gibi bel bölgesinden doğrudan böbreklerin olduğu alana ulaşılarak da yapılabilir.

 

Hangi yöntemin uygulanacağı, kistin böbrekteki konumuna ve cerrahın deneyimine göre değişmekle birlikte, belden yapılan laparoskopik teknikte karın havayla şişirilmediği için karın içindeki gerginliğe bağlı ağrı daha az olmakta, ameliyat sonrasında hastalar kendisini daha konforlu hissetmektedir.